edebiyat
 
  Ana Sayfa
  Dil Bilgisi
  => Yeryüzündeki Diller ve Sınıflandırılması
  => Türk Yazı Dilinin Tarihi Gelişimi
  => Türkler'in Tarih Boyunca Kullandığı Alfabeler
  => Türk Dilinin Bugünkü Durumu ve Yayılma Alanları
  Ziyaretşi defteri
  Fotoğraf
Yeryüzündeki Diller ve Sınıflandırılması

III. YERYÜZÜNDEKİ  DİLLER VE  SINIFLANDIRILMASI

 

Bugün dünya üzerinde 3000-3500 civarında dilin konuşulduğu tahmin edilmektedir. Dillerin sayısı  lehçe ve şiveleriyle birlikte 5000’e kadar çıkarılmaktadır. Bu diller, yapı özellikleri ve kökenleri bakımından birbirleriyle benzerlikler taşımaktadır.

Yeryüzündeki diller kökenleri ve yapı özellikleri bakımından iki grupta incelenir: Köken (kaynak) bakımından diller, Yapı bakımından diller. Köken  bakımından dillere dil aileleri, yapı bakımından dillere de dil grupları denir.

 

1. DİL AİLELERİ

Köken bakımından diller arasında bilinmeyen tarihî dönemlerde aynı ana dile bağlanan bir köken akrabalığı söz konusudur. Bu akrabalık; dillerin ses yapısı, şekil yapısı, cümle yapısı ve köken bilgisi bakımlarından geriye doğru gidildikçe birbirlerine yakınlıkları sonunda beliren bağlılıklardır. Yeryüzünde aynı kökenden gelen diller, bir ağacın dal budak salan kolları gibi belirli dil ailelerini meydana getirmişlerdir. Hint-Avrupa, Hami-Sami, Bantu, Çin-Tibet ve Ural-Altay dilleri bu dallanma sonunda ortaya çıkan dil aileleridir.

Dil ailesi terimi bir köken akrabalığını ortaya koyar. Ancak bu dilleri konuşan milletlerin aynı soydan geldikleri anlamını taşımaz. Bu diller herhangi bir soy ve ırk birliğine bağlı olmaksızın, temelde ortak bir anadile dayanan, birbirinden türemiş; fakat zaman içinde değişip başkalaşmış olan dillerdir. Bunlardan bazıları arasındaki akrabalık daha yakın; bazıları arasındaki akrabalıksa oldukça uzaktır.

Yeryüzünde köken akrabalığına dayanan başlıca dil aileleri şunlardır:       

1. Hint-Avrupa Dilleri

A. Avrupa kolu:

a. Cermen dilleri: Almanca, Felemenkçe, İngilizce, İskandinav dilleri.

b. Roman  dilleri: Latince; Fransızca, İspanyolca, Portekizce, İtalyanca ve Rumence.

c. Islav dilleri: Rusça, Bulgarca, Sırpça, Lehçe.

d. Diğer diller: Yunanca, Arnavutça, Keltçe.

B. Asya kolu

Hint-İran dilleri: Hintçe, Farsça, Ermenice.

2. Hami-Sami Dilleri: Arapça, İbranice, Libya-Berberi dilleri.

3. Bantu Dilleri: Orta ve Güney Afrika’da konuşulan dilleri içine alan geniş bir dil ailesidir.

4. Çin-Tibet Dilleri: Çin ve Tibet dillerini içine alan dil ailesidir.

5. Ural-Altay Dilleri

a. Ural kolu: Fin-Ugor  ve Samoyet dilleri diye iki alt kola ayrılır. Fin-Ugor kolunda Fince ve Macarca yer alır. Samoyet alt kolunda çeşitli kollarıyla Samoyetçe bulunur.

b. Altay kolu: Türkçe, Moğolca, Mançu, Tunguzca, Korece, Japonca.

*Dil ailelerine kimi dilbilimciler Okyanusya dilleri ve Amerika dilleri diye iki grup dil daha teklif etmektedir.

Okyanusya dilleri: Okyanusya kıtası, ve çevresindeki adalarda yaşayan yerli kabilelerde konuşulan dillerdir: Malayca, Cavaca, Sundaca, Fijice, Tahitice vb.

Amerika diller: Güney ve Kuzey Amerika kıtasında yaşayan yerlilerin konuştukları dillerdir. Eskimo, Algonkin, Naçez, Atabaska, Maya, Uto-Aztek vb.

 

2. DİL GRUPLARI

Yeryüzündeki diller yapı özelliklerine göre dört ana  gruba ayrılır.

A. Çekimli (Bükümlü) Diller: Dilin işleyişi, kelime köklerindeki değişiklere dayanan dillerdir. Bu gruba giren dillerin başlıca özellikleri şunlardır.

a. Bu dillerde kelime kökleri tek veya çok heceli olabilir.

b. Yeni kelimeler türetilirken, kelime köklerinde birtakım değişiklikler olur. Yeni anlam ve kavramlar anlatan kelimeler, kökün içten kırılmasıyla aldığı değişik şekillerle karşılanır.

c. Çekimli diller kendi aralarında kök bükümlü ve gövde bükümlü olmak üzere ikiye ayrılır. Arapça kök bükünlü; Almanca, İngilizce, Fransızca gibi diller gövde bükümlü dillerdir.      

Çekimli dillerin en tipik örneği Arapçadır. Arapça’da bir kelime kökü, ünsüzleri sabit kalmak kaydıyla 24 değişik şekil alabilmekte ve bu yolla 24 ayrı kavram karşılanabilmektedir.

Mesela, yazmak anlamına gelen ketebe fiilinin bazı çekimleri şu şekildedir: yektübü: yazar, yazıyor / kâtib : yazan kişi. / mektûb: yazılmış şey. / üktüb: yaz./ mekteb: okul, mektep... gibi.

Aynı dil grubuna giren İngilizce de gitmek anlamına gelen fiilin çekimi, go / went / gone; içmek anlamına gelen fiilin çekimi, drink / drank / drunk şeklindedir.

B. Tek Heceli (Yalınlayan) Diller: Bu gruba giren dillerin başlıca özellikleri şunlardır:

a. Dildeki kelimeler tek heceli olup ek almaz.

b. Kelimeler cümlede herhangi bir ses ve şekil değişikliğine uğramaz.

c. Söz dizimi tek heceli kelimelerin arka arkaya sıralanması şeklinde kurulur.

d. Kelimelerin görevleri cümledeki yerinden anlaşılır. Kelimeler cümle içinde yer değiştirmek ve başka kelimeler ile yan yana bulunmak suretiyle anlam farkı meydana getirir Dolayısıyla kelimelerin türü cümledeki göreviyle belirlenir.

e. Bu dillerde kavram ve anlam farkları yazıda da belli edilen çok zengin bir vurgu ve tonlama sistemi ile karşılanır.

f. Bu dillerde, yeni kavramların karşılanmasında kelime birleşimlerinden de yararlanılmaktadır.

Tek heceli dillerin en tipik örnekleri Çince ve Tibetçedir.

C. Eklemeli (Bitişken) Diller: Dilin işleyişi kelime köklerine getirilen birtakım eklerle sağlanan dillerdir. Bu grupta yer alan dillerin başlıca özellikleri şunlardır:

a.        Bu grupta yer alan dillerde kelime kökleri sabittir, değişikliğe uğramaz.

b. Yeni kavramlar kelime köklerine getirilen eklerle karşılanır. Kelime köküyle türetilen kelime arasında anlam bakımından ilişki vardır.

c. Kelime köklerine getirilen ekler kelimenin anlamını değiştirdiği gibi görevini ve türünü de değiştirebilir.

d. Bu dillerde kelime kökleriyle ekler kolayca ayırt edilebilir.

e. Kelimelere getirilen ekler, görev bakımından ikiye ayrılır. Kimi işletme ekidir, kelimelerin diğer kelimelerle ilişki kurmasını sağlar: okul-a, çanta-dan, sınıf-ı; gel-ecek-ti-m, bak-ar... gibi.  kimi de yeni kavramları karşılamak üzere görev yapan yapım ekidir: sat-ıcı, baş-kan, güç-lü... gibi.

e. Bu dillerin bazılarında ekler kelimelerin başına bazılarında sonuna getirilir.

Türkçe bu gruba giren sondan eklemeli bir dildir. Türkçeyle birlikte Ural-Altay dilleri ailesinde yer alan diller de eklemeli diller grubunda yer alır.

D.  Kaynaştıran  Diller: Bu gruba giren dillerin özellikleri şunlardır:

a. Bu dillerde cümle temel bir dil unsuruna, fiile dayanır.

b. Fiil genellikle cümledeki diğer unsurları kendisiyle birleştirir. Bu durumda cümle tek bir kelime şeklinde bulunabilir.

c. Bitişme kesintiye uğramadan cümlenin bütününe yayılır.

d. Söz dizimi belli kurallara bağladır.

Kaynaştıran diller grubu son dönemde dilbilimcilerin teklif ettikleri bir dil grubudur. Amerikan yerli dilleri, Groenland dili, Eskimo ve Gürcüce dilleri bu gruba giren dillerden bazılarıdır.

1V. TÜRÇENİN DÜNYA DİLLERİ ARASINDAKİ YERİ

En az 2000 yıllık bir tarihî geçmişi olan Türkçe dünya dilleri arasında Ural-Altay dil ailesi içinde yer alan bir dildir. Ural-Altay dilleri diğer dillerden farklı olarak köken akrabalığına değil yapı benzerliğine dayanan bir ailedir. Türkçe bu ailenin Altay koluna mensup bir dildir. Türkçeyle birlikte aynı kolda Moğolca, Mançuca, Tunguzca Japonca ve Korece yer alır. Ancak bu dillerden Japonca’nın akrabalığı konusunda birtakım tereddütler bulunmaktadır.

Türkçenin içinde bulunduğu Altay dillerinin ortak özellikleri şunlardır:

a. Aile içinde yer alan dillerin hepsi de eklemeli dillerdir.

b. Çekim ve türetmede hep son ekler kullanılır. Bu dillerde ön ek sistemi yoktur.

c. Bu dillerde cinsiyet yoktur. Bu sebeple kelimeler şekil değişikliğine uğramaz.

d. Sayı sıfatlarından sonra gelen isimler genellikle teklik şeklindedir.

e. Bu dillerde türetme sırasında kelime kökleri sabittir, değişikliğe uğramaz. Bu dillerde zengin bir ek sistemi vardır.

f. Diller arasında aynı şekilden kaynaklandığı tespit edilen ortak ekler vardır. Bu özellik Moğolca ve Türkçe arasında daha belirgindir.

g. Cümle yapısı bakımından özne fiilden önce gelir ve genellikle baştadır; fiil cümle sonunda yer alır.

h. Bu dillerde ünlü uyumları vardır.

ı. Bu dillerin hiçbirinde kelime başında l, r, ñ  (damak n’si) ünsüzleri bulunmaz. Türkçe ve Moğolcada f sesi yoktur.

Türkçe yapı bakımından eklemeli diller grubuna girer. Türkçe sondan ekli, eklemeli bir dildir.

 

V. TÜRK DİLİNİN TARİHÎ DEVİRLERİ

Türk dilinin tarihî devrelerinin tespitinde farklı görüşler ve anlayışlar söz konusudur.  Prof. Dr. Ahmet Caferoğlu,  Türk Dili Tarihi, Enderun Kitabevi, 3. Baskı, İstanbul 1984 adlı eserinde  Türk dilinin tarihî devirlerini şu şekilde vermektedir:

1. Altay devri (Ana Altayca, Türk-Moğol dil birliği)

2. En Eski Türkçe devri (Proto Türk dil birliği)

3. İlk Türkçe devri (Miladın ilk asırları)

4. Eski Türkçe devri (VI.-X. yüzyıllar, Köktürk, Uygur devri)

5. Orta Türkçe devri (XI.-XV. yüzyıllar)

6. Yeni Türkçe devri (XVI.-XX. yüzyıllar)

7. Modern Türkçe devri (XX. yüzyılın başından itibaren...)

1. Altay devri: Türk-Moğol dil birliği de denilen bu devre nazarî ve karanlıktır. Altay devresi Türkçenin, Moğolcanın da içinde bulunduğu varsayılan çağıdır. Bu devreye tarih olarak tarihin karanlık çağları denilebilir.

2. En Eski Türkçe devri: Bu devreye Proto Türk dil birliği çağı da denilmektedir. En Eski Türkçe devresi de nazarî ve karanlık bir devredir. Bu devrede Türkçenin, Ana Altaycadan ayrılıp müstakil bir dil olmaya başladığı tahmin edilmektedir.

3. İlk Türkçe devri : Yazılı belgelerle değilse bile varlığı bilinen Türk boylarının veya kavimlerinin dillerini içine alan bir devredir. Bu devre tahminen miladın ilk asırlarıdır. Hükümdar, yer adları ve özel adlarla belirlenen Hun, Bulgar, Avar, Hazar vb. Türk kavimlerinin dilleri buraya dahil edilebilir. Kimi dil bilginleri bu devreyi Eski Batı Türkçesi ve Eski Doğu Türkçesi diye ikiye ayırmaktadır. Bunlar arasındaki l/ş ve r/z ses değişmelerine göre batıdakine Lir Türkçesi, doğudakine Şaz Türkçesi   adını vermişlerdir. Bu görüşte olanlar bugünkü Çuvaşça’yı o zamnaki Eski Batı Türkçesinden, bizimkinin de içinde bulunduğu öteki Türk lehçe ve şivelerini de Doğu Türkçesinden getirmektedir.

4. Eski Türkçe devri: Türkçenin ilk yazılı örneklerinin bulunduğu devredir. VI.-X. yüzyıllar arasındaki dönemi kapsar. Köktürk ve Uygurlara ait yazılı belgeleri içine alan bu devre kendi içinde Köktürk ve Uygur devresi şeklinde ikiye ayrılır. Köktürkçe devri M.S. VI.-VIII. yüzyıllar arasını, Uygurca devri VIII.-X. yüzyıllar arasını kapsamaktadır. Bunlardan Köktürkçeye bazı dil bilginleri Orhun Türkçesi de demektedir. Türk yazı dilinin bilinen en eski metinleri bu döneme aittir.

5. Orta Türkçe devri

Türk yazı dilinin XI.-XV. yüzyıllar arasındaki devresidir. Türk yazı dilinde XIII. yüzyıla kadar büyük ölçüde Eski Türkçenin özellikleri devam etmiştir. Her ne kadar XIII. yüzyıldan önceki dönemlerde çeşitli şive ve ağızların varlığından bahsedilse de asıl farklılaşma bu yüzyıldan sonra kesinleşmeye başlamıştır. XI. yüzyılda teşekkül etmeye başlayan Türk şiveleri, Türklerin batıya doğru göçleri ve farklı coğrafî bölgelere yayılmaları ve İslâmiyet dairesine tam olarak girmeleriyle XIII. yüzyıldan itibaren belirli şive farkları gösteren yazı dilleri hâlinde ortaya çıkmaya başlamıştır.

Orta Türkçe devresi bilim adamları arasında çok farklı görüş ve yaklaşımların ortaya konduğu bir devredir. Bu sebeple tasnifinde tam birlik yoktur. Ahmet Caferoğlu, Türk Dili Tarihi adlı eserinde Orta Türkçeyi iki gruba ayırır:

 a. Orta Asya Türk boylarının edebî şivesi olan Müşterek Orta Asya Türkçesi (Karahanlı Türkçesi, Harezm Türkçesi ve Altun Ordu Türkçesi, Çağatay Türkçesinin ilk dönemleri).

b. Selçukluların ve Osmanlıların hâkimiyet kurdukları sahalardaki Müşterek Anadolu ve Azerbaycan Türkçesi.

Caferoğlu’na göre siyasî tarih bakımından Orta Türkçe devresi, bir taraftan Karahanlılar, Selçuklular, Moğollar; diğer taraftan da ilk Osmanlılar devri ile Azerbaycan sahasını içine almaktadır. Zaman itibariyle X.-XVI. yüzyılları kapsamaktadır.

Orta Türkçe devresi, Türkçenin dallanmaya başladığı, dilde fonetik ve morfolojik değişmelerin belirgin bir şekilde ortaya çıktığı bir devredir. Ana yurtta kalan saf Türkçeyle Oğuz ve Kıpçak şiveleri yazı dili olarak bu devrede teşekkül etmiştir.

Orta Türkçe devrinde teşekkül eden şiveler:

1.        Karahanlı Türkçesi (XI.-XIII. yüzyıllar)

2.       Harezm Türkçesi (XIII.-XIV. yüzyıllar)

3.       Çağatay Türkçesi (XIV.-XV. yüzyıllar ve sonrası)

4.       Kıpçak Türkçesi (XIII.-XV. yüzyıllar ve sonrası)

5.       Oğuz Türkçesi (Güneybatı Türkçesi)

a.        Eski Anadolu Türkçesi [XIII.-XV. yüzyıllar. Eski Anadolu Türkçesi, Eski Türkiye Türkçesi, Eski Osmanlıca gibi adlarla da anılır. Eski Anadolu Türkçesinin daha sonraki devirlerdeki (Yeni Türkçe ve Modern Türkçe) devamı Osmanlı Türkçesi (XVI.-XX. yüzyıllar) ve Türkiye Türkçesi (XX. yüzyıl ve sonrası)’dir.]

b.        Erken Azeri Türkçesi (Azeri Türkçesi, XIV. yüzyıl sanlarından itibaren ayrılmaya başlamıştır. Bu sebeple Azeri Türkçesi asıl olarak Yeni Türkçe devrinin bir şivesidir.)

Kimi dil bilginleri Orta Türkçe gibi bir ayırıma gitmeyerek XIII. yüzyıla kadarki devreyi Eski Türkçe devresi içinde değerlendirmektedir.

6. Yeni Türkçe devri

Türkçenin XVI.-XX. yüzyıllar arasındaki devresidir. XVI. yüzyıldan itibaren teşekkül eden Türkçenin edebî şiveleri  Osmanlı, Azerî, Türkmen, Çağatay ve Kıpçak şiveleri bu döneme girer.

Eski Anadolu Türkçesi XVI. yüzyıldan itibaren yerini Osmanlı Türçesine bırakır. XIV. yüzyıldan itibaren oluşmaya başlayan Azeri Türkçesi, Yeni Türkçe döneminde ayrı bir yazı dili hâline gelmiştir. Özellikle Mısır ve civarında gelişen Memlük Kıpçakçası XVI. yüzyıldan sonra yerini Osmanlı Türkçesine bırakmıştır. Çağatay Türkçesi de XX. yüzyıl başlarında yerini Özbek Türkçesine bırakmıştır.

Yeni Türkçe devrini Orta Türkçeden belirli ölçülerle ayırabilecek bir sınır yoktur. XIII. yüzyıldan sonra oluşan şiveler, bu dönemde de aynı adla veya başka adlarla devam etmektedir. Yeni Türkçe devri, Orta Türkçe devrinde farklı dil özelliklerine sahip birer yazı dili olarak teşekkül eden şivelerin edebiyat dili olarak gelişme gösterdikleri dönem olarak değerlendirilmektedir.

Yeni Türkçe devresinde büyük ölçüde geçiş dönemi özellikleri kaybolmuş ve şivelerin kendi özellikleri yerleşmiştir. Orta Türkçe devresiyle arasında belirli gramer farkları ortaya çıkmıştır.

7. Modern Türkçe devri

Türk dilinin bu çağı, yaşadığımız asrın dilidir. Yani asrımızda yaşayan ve konuşulan Türk lehçe ve şiveleridir.

Günümüzde Türk dilinin üç lehçesi vardır: Türkçe, Yakutça, Çuvaşça. Son dönemde bazı dil bilginleri İran’da konuşulan Halaççayı dördüncü Türk lehçesi olarak kabul etmektedir.

Modern Türkçenin şiveleri üç grupta toplanır:

a. Oğuz grubu (Güneybatı grubu): Türkiye Türkçesi, Azeri Türkçesi, türkmen Türkçesi, Gagauz Türkçesi.

b.   Karluk grubu (Doğu grubu): Özbek Türkçesi, Uygur Türkçesi.

c.  Kıpçak grubu (Kuzeybatı grubu): Kazak Türkçesi, Karakalpak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Tatar (Kazan) Türkçesi, Başkurt Türkçesi, Kırım Türkçesi, Nogay türkçesi, Karaçay Türkçesi, Malkar Türkçesi, Kumuk Türkçesi, Altay Türkçesi.

Çuvaş ve Yakut Türkçeleri müstakil olarak değerlendirilmesi gereken Türk dilinin uzak lehçeleridir.

 
   
Reklam  
   
Bugün 15 ziyaretçi (18 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=